istediğim arayüz aşağı yukarı şöyle bi şey
#cyberpunk #windows
https://www.tumblr.com/z-o-mby/735445529443581952/w%CE%B9%C9%B3%D4%83%CF%83%C9%AF%CA%8216-3gp-%E5%BD%A1
unutma ki tek gerçek annemiz omurgamızı 10.000 parçaya bölmek için her zaman orada. o yüzden, iyi geceler kafası güzel maymunlar!
#NowPlaying
instrumental, #thestooges
https://youtu.be/1tAj3Q8K2Ro?si=MLWr7WoEQc6M48OQ
@hellstabber hayırlı olsunnn
bi şeyi rutinler halinde dinliyorsam ordan aldığım deneyimleri en uç noktasında kadar bileyip, iyice sivriltmek gibi bi hevesim var. bu bağlamda gerçekten bi dünyayı hissediyorum diyebildiğim müzikler için sanırım birkaç temel kolonum var benim. bunlardan bir tanesine the stooges'ın albümleri yuva olmuş durumdalar. bu öyle bi kolon ki kayıtsızlık ve tutkunun kesiştiği mucizevi bi anı temsil ediyor. kasım boyunca kendileri hakkında daha önce hiç düşünmediğim kadar düşündüm. o yüzden, önümüzdeki günlerde bi zincir yazmak istiyorum kendileriyle ilgili.
📷 by Michitaka Kurata
rezil geçen meslek-öğrenimi kısmında şöyle bişi oldu. insanlar yapay zeka işine giriştiklerinde çoğunluk için bariyer matematik, eğlenceli kısım ise konsept geliştirme, kodlama falandır. benim için tam tersi... işin matematik kısmına daldıktan sonra, matematik hevesim meslek-öğrenimi yönünde tembelliğimi besledi. makine öğrenmesi algoritmaları çalışırken tensor-flow denilen yapılarla karşılaşıp "neymiş bunlar yaw?" diye araştırırken matematiğin en cool nesnelerinden birisi olduğunu farketmemle birlikte kendimi işin matematiğini öğreniyorum işte diye avuttum. ve geldiğim noktada bir ay boyunca tensörler ve soyut matematikle dopdolu ve yapay zeka yönünden ise bomboş geçirilmiş bi kasım kaldı elimde kdlnsldfksdmf.
kasım-sonu.
ekim-ortasında bahsettiğim bunalım ortadan kayboldu diyebilirim. kendi kendimi iyileştirdim gibi oldu cidden birçok konuda. neyse, kasım ayı bol matematikli, az meslek-öğrenimli ve bol antropolojili geçti gibi oldu. müzik konusunda ise bol bol the stooges dinleyip çocukluğumdan beri öldürmeyi beceremedikleri yırtıcılığımı besledim gibi gibi...
yıllık dinleme özetleri gelmeye başlamış. “kardeşim müzik öyle dinlenmez böyle dinlenir” diyecek halim yok elbet. ama bence bu platformlar dinleme deneyimlerinizin üzerine düşünülmemişliklerini kullanıyorlar. yıl boyunca dinlediğiniz şeylere bakıyorum. hani yılın birkaç ayında kendilerini tüketecek şeyler gibi. ama onu bi yıllık şemaya yerleştirince kimlik kazanmış gibi hissediyosunuz. aslında o kimliğe davet ediliyorsunuz sadece. dinledikleriniz sizi tanımlamak zorunda değil, o yüzden öyleymiş gibi yapmalarına izin vermemelisiniz bence
çok uykum geldi şunu izlemeye çalışırken. konulardan mı, adamların ayırt edilemez oluşundan mı nedir bilemedim