tengriler kimseye cumhuriyeti çürümüş topluluk nazı çektirtmesin.
malumunuz, ben şamanizm hevesinden sibirya antropolojisidir, bölgenin foklorüdür falan ilgileniyorum baya. paralel olarak bi 10 yıldır falan da türk mitolojisi hevesi var insanlarda ya hani, ama bu heves aynı internet ateizmi gibi bi heves. hayati bi takım köklerden yoksun yani.
neyse, sosyal medyada da bu sibirya kültürlerinin bugünki kalıntılarına dair bi şeyler görebileceğim hesaplar da takip ediyorum. hani ben antropolojisini de çalıştığım için bölgenin nasıl bi dağılım gösterdiğini biliyorum. bu internet türkçüsü gençler, gördükleri her buryat, tunguz, moğol vs. bilimum sibirya kültürüne, bizzat sahiplerinin hesaplarını falan “these are turk culture” falan diye taciz ediyolar. ateizmi de böyle öğrendi ya bunlar. hayır bi de niye türkiye cumhuriyeti bayrağı koyarsın ki bu paylaşımların altına. gidiyo sakhaların şenlik fotoğraflarının altına türkiye cumhuriyeti bayrağı koyuyo clsmcşsmdlkckdmc.
bi de ben yörüğüm ha. hani anadolu’da bunun ekmeğini yiyecek biri varsa o da benim. dilimin, folklorik desenlerimizin o coğrafyalardan kökler taşıması hoşuma da gidiyo. ama günün sonunda bu insanlar çocuk bakıcısı değil arkadaşlar. niye sakhalar senin internet türkçülüğüne bakıcılık etsin mesela evladım. engeli yiyince de “çok ruslaştı bunlar” oluyo. eeehh yani çocuk, senin adın da ömer ya hani
öyle sokağa salacaksanız hiç sahiplenmeyin o işlemcileri….
mersin’de sık kullanılan bi kelime var “gasavan” diye. “gasavan atmak” şeklinde fiil olarak kullanılıyor genelde. sohbet etmek gibi ama böyle daha çok keyifli sohbet gibi, bi yandan boş muhabbet etmek gibi ama saçmalama anlamında değil de “hadi keyif alacak şekilde sohbet edelim” biçiminde bi sohbet ortamı yaratmak gibi. ben lisedeyken yeni yeni kızlar da kullanmaya başlamıştı ama çoğunlukla erkek muhabbeti gibi anlaşılan bi şey. kahvehane muhabbetinin her yerde yapılanı gibi.
neyse, çok uzun giriş yaptım ama bilirsiniz böyle “erkek problemleri” tarzı konuların konuşulduğu podcastler epey popüler oldu erkekler arasında. bi yandan kişisel gelişimin, bi yandan erkek erkeğe, erkek muhabbetlerinin döndüğü podcastler. bu podcastlerin hemcinslerimden bu kadar rağbet görmesinin sebebi daha çok bu bence. herifler 500 bölüm podcast çekmişler, ama her bölüm sadece konuklar değişiyor. konuların önermeleri üç aşağı beş yukarı aynı.
gasavan atıyorlar bildiğin.
maymunlar ayı gibi güçlüler, onlarla kavga etmek hiç akıl kârı bi iş olmazdı. ama gene de bi tanesinin suratına brezilya tekmesi atıp anlık tepkisini görmek isterdim. sen dik bile duramıyorsun, bak ben neler yapıyorum bu bacaklarla. hatta bi maymunu sadece taekwondo ile dövmek inanılmaz aşağılayıcı olurdu.
neyse, hayvanları çok seviyorum. keşke onlarla dövüşebilecek kadar vahşi, onları dövdüğümde şiddet sayılmayacak kadar da eşit olsaydık
antropolojide neolitikleşme denilen bi olay var. evcilleştirmeden teknolojiye bir dizi daha öncesinde bölük pörçük olan antropik davranışın bi anda köpürmeye başlaması ve nihayetinde bugünki sanayi ve tüketim toplumuna kadar getirdiğimiz süreç.
homo sapiens halen bu sürecin içerisinde ve bunun en net belirtilerinden birisi “üretim” ve “tüketim” kavramları konusunda epey yayvan tanımlarımız olması. üretimin ve tüketimin ne olduğunu, “tüketici” derken nereye isabet ettiğimizi gene ancak bu neolitikleşme köpüğünün üzerinde yürürken yapabiliyoruz. dolayısıyla bi kalıcılıkları yok bu kavramların. antropolojik birer veri gibiler, bi gün bi yere ulaşmadan yok olmaları çok olası
biyobilgisayar teknolojisi hakkında.
kavramlarımızı biyokimyasal nesnelere dönüştürebildiğimiz, öte türlerle iletişim kurabildiğimiz arayüzler hayal ettim makaleyi okurken.
işin elbet çok başındayız. ama gidecek de başka yolumuz yok zaten
severek kullandığım tumblr cehennemin dibini boylamak üzere. hasta adamın acısı yakında son bulacak gibi. uzun süredir cepten yiyerek ilerliyor zaten platform da post-pandemi sosyal medyasının ilk şehidi tumblr olacak gibi.
hoşçakal blog birey…
https://www.threads.net/@nnowwherre
activitypub emtegrasyonu bişileri hareketlendirirse diye.
siyasetçi kakası
başarısına bile ortak olmak istemediğim için siyasetten uzun süredir haberim yok ama üzerinde çok sinek biriken olaylar benim bile önüme düşüyor. bir sistemin, bir yapının, bir kültürel kodun, her ne derseniz deyin; ceza pratiklerinde uzlaşmadığımız sürece aynı yolda yürümediğimizi kabul edelim artık. cumhuriyetin herkesin ağzına dolanmış değerleri mevzuunun bu açıdan çok bi önemi yok. özgür özel istediği kadar 6 okun altısını da sırtında taşısın. olmayan bir cumhuriyet arzuluyor, ama bir zamanlar varolanın sırtından yemeye devam ederek. kendince inanılmaz ikna olduğu hedefleri olabilir, belki baya “faydalı olayım” arzusu bile olabilir. ama şunda anlaşalım; bunların cumhuriyetçilikle hiçbi alakası yok. chp’nin yamacından geçenin kendine cumhuriyetçi demesi çok abes kaçacaktır, keza cumhuriyetin direkt değerlerini hedef alanlar bile çoğu zaman chp’den daha cumhuriyetçi bulabilirler kendilerini.
jeomanyetik fırtınalar ve solar-cycle 25 mevzuu
https://youtu.be/hPJtIIaUqUM?si=VwA0-1fxSBlmOmFW